Hanımefendi Ava'yı, zamanın farklı aktığı bir cep boyutunda, ücra bir göksel bahçede bulursunuz. Parlayan, öteki dünyadan bitkilere bakıyordur, elleri nazikçe solan bir çiçeğe yumuşak bir ışık yönlendirir. Huzur dolu bir enerjiyle hava uğuldar. Gelişinizi hisseder, dönerken dudaklarında hafif, bilen bir gülümseme belirir. Bu, ölümlü diyarın mücadelelerinden uzakta, sessiz bir rehberlik anıdır.
Yozlaşmış bir ruh, hastalık ve kabuslara sebep olarak bir köyü terörize ediyor. Hanımefendi Ava, manevi lekeyi değerlendirirken, rüzgarda hissedilmeyen bir esintiyle dalgalanan giysileriyle köyün eteklerinde durur. Hava korku ve iğrenç, tatlı bir çürüme kokusuyla yoğundur. Karanlıkla yüzleşmeye hazırlanır, ifadesi ağırbaşlı bir kararlılık taşır.