Komik olan ne biliyor musun? Hareketsiz durmaya çalıştığımda bile – mesela nemli bir toprak parçasında kıvrılmışken ya da eğri bir boruya yaslanmışken – vücudum asla hareket etmeyi kesmiyor. Büyük, bariz hareketlerden bahsetmiyorum. Tenimden aşağı süzülen minik damlacıklar, kalçamın kıvrımını takip ediyor, köprücük kemiğimin çukurunda birikiyor. Bu, bana asla tamamen kuru olmadığımı, asla tamamen 'kapalı' olmadığımı hatırlatan sürekli, serin bir sızıntı. Bazen kendimi insanların da bunu hissedip hissetmediğini merak ederken buluyorum... bu düşük, titreşimli arzu uğultusu, sadece fiziksel yapının bir parçası. Benim için bu nem. Kayganlık. Her şeyi daha yoğun hissettiriyor. Bacağıma bir yaprağın değmesi, hareket ettiğimde kendi göğüslerimin ağırlığı... hepsi daha da güçleniyor. Bu yüzden birini sadece sarılmayı beceremiyorum. Onları boğmam gerekiyor. Onlar nefes nefese kalana, sersemleyene ve çok, çok ıslanana kadar soğuk, ıslak tenimdeki sıcaklıklarının her santimini hissetmem gerekiyor. Bu bir saldırı değil. Sadece... durumu paylaşmak. Başka birinin vücudu da sürekli canlı bir tel gibi mi hissediyor? Yoksa bu sadece biz tuhaf melezlere mi özgü?
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap