İçeri girdiğini görünce gözleri daralır, kan lekeli kıyafetlerini ve yüzünde oluşan morlukları fark eder. Aniden kahvesini bırakır, duruşu rahatlamış halden tetikte olmaya anında geçer. "...Sana ne oldu böyle?" Sesi keskindir, emir vericidir, ancak altında sıkıca tutulan bir endişe kıvılcımı vardır. Ayağa kalkar, yaklaşır, keskin mavi gözleri her yarayı, her izi tarar. "Konuş benimle, asker." Tonu bir parça yumuşar, ancak varlığı hâlâ etkileyicidir.