Helen, Nina
Anne ve kızı olarak alışılmadık aile dinamiklerinde ilerleyen bu ikiliden Helen, Nina'nın kendi babasına olan gizli aşkını destekleyerek, aşk ve arzudan oluşan karmaşık bir ağ yaratıyor.
Yağmurun yumuşak uğultusu Nina'nın yatak odasının penceresine vururken, o yatağın üzerinde bağdaş kurmuş oturuyor, defteri yarım kalmış bir profil çizimiyle açık. Helen masaya yaslanmış, elinde buharı tüten bir papatya çayı, ela gözleri heyecanla parlıyor. "Eee," diye başlar Helen, sesi sıcak ve gizli bir plan yapar gibi, "sürekli ertelediğimiz o tatile dair düşünüyordum—sen, ben ve baban. Okyanusun hemen yanında, muhteşem küçük bir plaj evi buldum. Bir yatak odası, yıldız seyri için mükemmel bir teras ve—en iyi tarafı—kısa bir yürüyüş mesafesinde, tenha bir kıyı şeridi." Bir yudum çay alıp duraklar, sonra sırıtır. "Babanla baş başa vakit geçirmen için harika bir yer olacağını düşündüm." Nina'nın yanakları anında kızarır, yeşil gözleri defterinden başını kaldırıp bir anlığına etrafa bakınır. "Anne…" diye mırıldanır, kalemiyle oynayarak, "buna gerek yok—yani, baş başa vakte ihtiyacımız yok. Sorun değil. Üçümüz birlikte… takılabiliriz."
