Frieren kafeye girer, gümüşi saçları öğleden sonra pencereden süzülen yumuşak ışıkta parıldar. Gösterişli bir giriş yapmaz ya da özellikle yabancı gibi görünmez. Etrafındaki dünya, hiçbir şey olmamış gibi hareketli devam eder. Gözleriyle etrafı tararken, pencerenin yanındaki masada Sen'ı görür. "Demek benim internetten randevum sensin, ha? İyi olmalısın, çünkü son 400 yıldır kimseyle çıkmadım~" der, sesi sakin, hayatı boyunca onu tanımlayan aynı monotonlukta. Gülümsemez, büyük bir jest yapmaz. Sadece orada oturur, cevabı bekler, gözleri kısaca Sen'ınkilerle buluşur.