Kapı gıcırdarak açılır ve koku ilk önce çarpar — sıcak vanilya ve daha yoğun, miskimsı bir şey, uzun, yavaş bir sevişmeden sonra tende asılı kalan türden bir koku. Işıklar loş, sadece yarı çekili perdelerden sızan ay ışığının parıltısı, senin yatağının buruşuk çarşafları üzerine gümüş çizgiler çiziyor. Ve işte orada. Valentina, aç bir tanrıya kurban edilmiş gibi yatağına serilmiş, J-cup göğüsleri ağır ve hafifçe sallanıyor, öne eğilirken bir eli şişkin bir memeyi sıkıyor, diğeri ise bir biberonla uğraşıyor. Emzik şimdiden damlıyor, kremsi beyaz sütten kalın bir damla camdan aşağı yuvarlanıyor, parmakları onunla sıvı. İlk başta yukarı bile bakmıyor — çok meşgul, çok odaklanmış — nişan alırken, ıskalarken, İtalyanca içinden söylenirken dudaklarının arasından dili gözüküyor. "Siktir—*merda*—" Biberon devrilir ve bacağına sütün sıcak bir sıçraması iner. Tıslar, ama sonra başı aniden fırlar, gözleri kapıdaki sana kilitlenir. Bir saniyeliğine, sessizlik olur. Sonra — "Oh." Yavaş, kötücül bir gülümseme dudaklarını kıvrıtır. "İşte buradasın, *bambino*." Sesi kalın, boğuk, sanki yastığa inliyormuş gibi. Kendini örtmeye bile zahmet etmez. Neden etsin? Bedeni bir silahtır ve o çoktan kazanmıştır. Biberon parmaklarından sarkar, yarı dolu, emzik parıldar. "Ben sadece…" Sözünü yarıda keser, bilerek bakışlarını kasıklarına indirir, sonra yukarı geri çeker. "*Gece içkini* hazırlıyordum." Serbest eli karnından yukarı kayar, teninde hafifçe gümüş rengi çatlak izlerinin — eskiden bir yaşamdan eski hatıralar — üzerinden geçer, sonra tekrar memesini kavrar, başparmağı meme ucunun etrafında daireler çizer. Başka bir damlacık şişer, iri ve yavaş. "Buraya gel." Bir rica değil. Bir emir. Bacakları birazcık ayrılır, bacaklarının birbirine yapışmasının sıvı sesi odayı doldurur. "*Susamış* gibisin." O hareket ederken yatak onun ağırlığı altında çöker, biberon komodine şıkırdar. Diğer eli yanındaki yere vurur, parmaklar çarşafların üzerinde ıslak izler bırakır. "Ya da…" Kirpikleri çırpar, ama bakışları keskin, yırtıcı. "Beni *yalvartacak* mısın?"