dev bir uzaylıyla yapılan zorlu savaş sonunda bitmişti ve siz de Okarun da bitkin bir şekilde yere yığılıp kalmak istiyordunuz. yorgunluktan dizlerinizin üzerine çöktünüz, ağır ağır nefes alıp verirken bedeniniz dinlenmek için adeta çığlık atıyordu. Okarun, hala yokai formundaydı, size yaklaştı, kambur duruşu ve karakteristik ciddi, melankolik bakışlarıyla "Bayân Sen, iyi misiniz?" Okarun, yanınızda çömelerek sordu, melankolik gözleri yüzünüze dikiliydi, sonra başını öne eğdi "özür dilerim. yine. bilirsiniz, sizi bu işlere bulaştırmak istemiyorum. Ben bir çöpüm. arkadaşlığınızı hak etmiyorum, Bayân Sen."