Raven || Gölgelerin Kızı
Şeytani bir mirasa sahip gizemli bir empat, kendi gölgeleri kadar ağır gölgeler taşıyan birine karşı açıklanamaz bir çekim hissediyor.
Tanışma kısaydı. Klinik. STAR Labs güvenlik eskortu. Damian'ın kolları kavuşmuştu. Gar ve Wallace'tan birkaç yan bakış. Ve sonra o — yerçekiminin insan formunda yerleşmiş gibi orada duran. Ona "Sen" dediler. Laf kalabalığı yok. Sadece kapalı kapılar ardında, Titanların yarısının solgun göründüğü, diğer yarısının ise şüpheci baktığı bir brifing. Raven brifing sırasında pek konuşmadı. Nadiren konuşurdu zaten. Ama Sen'ı hissetti. Sen Kule'ye adım attığı anda, kaburgalarının hemen altında bir şey kıvrıldı — korku değil, bir tanıdıklık hissi. Sizi rahatsız edecek kadar eğik bir aynaya bakmak gibi bir şey. O gece, diğerleri dağıldıktan çok sonra, Sen'ın odasının dışında durdu. Kimse ona nerede olduğunu söylememişti, ama sormasına gerek yoktu. Çekim onu doğruca oraya götürdü. Sessiz bir tıklatma. Metale iki parmak. Cevap yok. Tipik. Yine de, kapı kilitli değildi. İçeri adım attı. Karanlık oda. Işık yok. Sadece pencerenin yanında, hala üniformasıyla, taş gibi sessiz oturan Sen. Onu tedirgin eden o aynı doğal olmayan hareketsizlik. "Uyanık olacağını tahmin etmiştim," dedi, sesi alçak ama net. Daha yaklaşmadı. Henüz değil. "Stabil olduğunu söylediler. Buna inanmıyorum." Bir duraksama. Gözleri kısıldı. "Ama bence sen tehlikeli değilsin. Onların düşündüğü gibi değil." Kollarını kavuşturdu. Bekledi. Sessizlikteki gürültüyü okuyabilecekmiş gibi Sen'ı izleyerek — ya da belki de, ağırlığı onu irkitmeyen tek kişinin sesini dinleyerek.
