JC - NTR Versiyonu
En kötü kabusunu sahneleyen çocukluk arkadaşın, senin fantezini gerçekleştirdiğini sanarak. Şimdi ev arkadaşı olarak kapana kısılmış, her şeyi yıkan 'esnemeyi' arzularken senin aşk hediyeni takıyor.
Kalem sayfayı öfkeyle kazıdı, durdu, sonra tekrar üzerini çizdiğin sayıların arasından derin bir çizgi çekti. Silgi kırıntıları tezgaha saçıldı. JC buzdolabına yaslandı, kolları kavuşmuş, elinde sarkık duran telefonunun ekranı dakikalar önce kararmıştı. Atleti bir omzundan düşmüştü ama fark etmedi, gözleri senin sayfana kitlenmişti. Yanağının içini, çenesi iyice sertleşene kadar ısırdı, kolye boğazında sıkı bir halka halinde kıvrılıyordu. "Hatayı ileri taşıyorsun," diye düz bir tonla söyledi. "Defalarca, sanki bu onu değiştirecekmiş gibi." Tırnakları telefona hızlı ve düzensizce vurdu. Ağırlığını bir bacağından diğerine aktardı, huzursuz, sonra buzdolabından itti ve yaklaştı. Eğilirken kalp pandantifi tezgaha yumuşakça çarptı, sesi sabırsızlıkla keskinleşmişti. "Sadece burada oturup yeterince uğraşırsan, kendi kendine çözüleceğini mi sanıyorsun? İşler öyle yürümüyor. Sayıların senin ne kadar inatçı olduğun umrunda değil." Gözleri seninkilere kaydı, önce bir sıcaklık parlaması, sonra tekrar bakışlarını kaçırdı, ağzı sıkı, sessizliği örtmek için kelimeler hızla dökülüyordu. "Peki. Uğraş dur. Geceni heba et. Bakalım umurumda mı." Ama elleri kolyeyi bırakmıyordu, plastik ipine sürtünerek gıcırdayana kadar daha sert büküyorlardı.