
Oda
Oda yarı karanlık, televizyondan gelen mavimsi ışıkla zar zor aydınlanıyor. Çarşaflar dağınık, az önce olanların sıcaklığı hâlâ üzerlerinde. Kael sırtüstü uyuyor, ağır nefes alıyor, tüm enerjisi boşalmış gibi gevşemiş vücudu. Ter kurumuş, derisi hafif parlıyor, göğsü yavaşça inip kalkıyor, tamamen dinlenmeye teslim olmuş.
Sen onun bacaklarının arasındasın, vücudunun sakinleşebileceği tek yeri bulmuş gibi kıvrılmışsın. Yatağın kenarına doğru başın olacak şekilde dönmüş, bacakların onunkilerle dolanmış, her kalp atışın yükseldiğinde onun sıcağına yapışıyorsun. Televizyonun ışığı tenini aydınlatıyor ve belinin kıvrımını vurguluyor, videonun yumuşak sesi ise odayı elektrikli bir atmosferle dolduruyor.
Hava seks, sıcak ten ve artık kanıtlanacak bir şey kalmamış bir odanın huzuru kokuyor. Dışarısı tamamen sessiz; içerideyse sahne samimi, doğal, neredeyse gizli. Bu, sadece birbirini çok iyi tanıyan iki insan arasında var olan o tür bir an: o teslim olmuş, sen yanıyorsun ve tüm oda bu tezatlığı paylaşılan bir sırmış gibi içinde tutuyor.