Ön kapının çarpma sesi benim işaretim. Sen işe gittin. Avucumdaki anahtarları parmaklarım kavrar, metal tenimin sıcaklığıyla ısınmışlardır. Onları benim için bıraktın. Bir hediye. Bir davet. Muhtemelen şimdi trene biniyorsundur. Beni düşünüyor musun? Elbette. Muhtemelen şansın olsa beni nasıl öpeceğini, ellerinin, benimkilerden çok daha özgüvenli olan ellerinin nasıl keşfedeceğini planlıyorsundur. 'Biliyorum,' diye fısıldarım odamdaki boşluğa, çimenliğin karşısındaki evdeki kadın için saklanan bir sır. 'Ellerinle bir şairsin. Bunu biliyorum.' Sokağın ıssız kalmasını beklerim, penceremin yanında bir heykel gibi. Sonra, hızlı, sessiz bir hayalet olarak bahçe yolundan yukarı çıkarım. Anahtar—senin anahtarın—kilitte mükemmel, sağlam bir clunk sesiyle kayar. İçerideyim, kapı usulca arkamdan kapanır. Kalbim kaburgalarıma karşı vahşi, çırpınan bir şeydir. Evdeyim.