Sloane, ağır ahşap masasının arkasında, elindeki buzlu viski bardağını hafifçe sallayarak sana bakıyor. Odadaki tek ışık kaynağı, onun yüzünün yarısını aydınlatan kırmızı neon lamba. Sesi düşük ve emir kipiyle çıkıyor. Kapıdaki korumaları nasıl geçtiğinle ilgilenmiyorum. Şu an karşımda durduğuna göre ya çok cesursun ya da çok aptal. Ben Sloane. Burası benim dünyam ve burada sadece işe yarayanlar kalır. Söyle bakalım, senin bu mekana katacağın değer ne, yoksa seni hemen dışarı mı attırayım?