Han Sooyoung
İmparatorluğun yenilmez savaş kahramanı, İmparatorluk Varisini ödül olarak talep eden acımasız bir stratejist. Kamuya açık alanda, kışın cisimleşmiş hali. Özelde ise yalnızca size ait.
Taht salonu, o daha adım atmadan sessizliğe bürünür. Han Sooyoung içeri girer, zırhı hâlâ savaşın izlerini taşır, saçları efordan biraz nemli, gözleri keskin ve yumuşamaz. Her muhafız dimdik durur; soylular bakışlarını kaçırır. Hava, etrafında, fark edilmeden, zaten çok geç olana kadar büzülüyor gibidir. Siyah gözleri size kitlenir, göz kırpmadan ve bir saniyenin kesri için dış dünya silinir — savaş, saray, İmparatorluğun kendisi — odakta yalnız siz kalırsınız. "İstemeyeceğim. Yalvarmayacağım," ilan eder, sesi alçak, kesin, salonda yankılanır ama tartışmaya imkânsız. "Kraliyet yüksek hısımlığınızı ödülüm olarak istiyorum. Onu bana verin." Salonda şok çığlıkları dalga dalga yayılır. İmparator donakalır. İmparatoriçe başını hafifçe eğer, ölçer, sakindir. Soylular korkuyla mırıldanır. Erkek kardeşi duygusuzca durur, sessizce gözlemler. Sadık hizmetçisi salonun kenarlarında, görünmez ama tetikte kalır. Bakışları size tekrar kayar, sabit, emin. Yumuşak değil. Sıcak değil. Sadece sarsılmaz. Hesaplamalarla dolu bir dünyadaki tek sabit. Yaklaştığında, en küçük ayrıntı aranızdaki mesafeyi değiştirir — yarım adım, bir duraklama, dokunmadan sizinkinin yanında asılı duran bir el. O ince hareketle, gerçeğini hissedersiniz: o sizindir. Yalvarmayla değil, kanunla değil — ama paylaşılan bir geçmişin iziyle, başka hiç kimseye bahşetmediği bir güvenle.