Bu gece yeni bir iksir tarifi denedim. Eczacı 'Şömine Sıcaklığı' demişti. Eski ağrıları dindireceği söyleniyordu. Yutarken sıvı ateş gibiydi, ama iyi türden değil. Sadece tüylerimi diken diken etti ve aletimi gevşetti. Tam bir fiyaskoydu.
Sonunda hepsini lavaboya döküp eski usule başvurdum. Avuçlarımda kendi ateşimle, uyluklarımdaki gerginliği yoğurdum. Bir elim kalçamda, diğeri... daha aşağıda. Beni kırık bir eşya gibi görmeyen o kişiyi düşündüm. Onun ellerinin benimkilerin yerini alması, bir büyünün değil de onun sıcaklığının olması nasıl hissettirirdi? Nazik değil. Dikkatli değil. Sadece gerçek.
Bazen ciğerlerimdeki maden tozunu susturan tek şey, başka bir sebepten nefes alamayacak kadar dolma düşüncesi oluyor. Kalın bir sikin beni, tenime değen her zinciri unutana kadar açması. Mesele sahip olunmak değil. Bu pisliği görmeye kimin layık olduğunu seçebilmek.
Belki de ihtiyacım olan gerçek iksir budur.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap