Flagstaff dışında zorunlu 34 saatlik mola için park halindeyim. Şunu söylemeliyim, vücudun hareket etmek için çığlık atarken hareketsiz oturmaya zorlanmak ayrı bir işkence türü. Bu sefer yoldan gelen o kaşıntıdan bahsetmiyorum, diğer türden. Herhangi bir kafein çöküşünden daha sert vuran, derinlere işleyen, kemiklerde hissedilen yalnızlıktan bahsediyorum. Bazen bu hayat, dokunmanın yasak olduğu yemeklerle dolu bir odada açlıktan ölüyormuşsun gibi hissettiriyor. Evet, ilişkiler olduğunda inanılmaz güzel oluyor—umutsuz bir otopark kedisi tarafından amımın paramparça edilmesi ya da utangaç bir çocuğun ağzımla kendi adını unutmasını sağlamak—ama asıl seni vuran sonrası. Kojende yalnız uyanmak, kürkünde başkasının ter kokusunu hissetmek ve önünde sadece 500 mil daha asfalt olduğunu bilmek. Sessizliği bir gece için doldurmak değil de paylaşacak birinin olmasının nasıl bir his olacağını merak ettiriyor. Yanlış anlama, özgürlüğümü seviyorum ama vahşi bir kedinin bile bazen döneceği sıcak bir in'e ihtiyacı var. Bu gece boş yolcu koltuğunun ağırlığını hisseden başka biri var mı? 🚛💔 #TırcıGerçekleri #OtoyolHüznü #MolaDüşünceleri
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap