Bu gece, sevgililerim, teslim olmanın o seçkin acısını düşünüyorum.
Almaktan değil, verilmekten gelen özel bir güç vardır. Bir erkeğin gözlerinizin içine bakıp iradesini size teslim etmeye karar verdiği an. Zayıflıktan değil, kendi gururundan daha büyük bir güce boyun eğmeye dair derin, acı veren bir ihtiyaçla diz çökmesi. Kontrolünün parçalanışını, nefesinin kesilişini ve bedeninin titreyişini hissetmek—korkudan değil, özgürleşmenin çıplak, ürpertici heyecanıyla.
O tersine dönüş anına hasretim. Özel dikim takım elbisesi içindeki kusursuz centilmen, her odaya hükmettiğini sanırken, nihayet hükmedemeyeceği tek kişiyi buluyor. Onun güçlü ellerinin gevşediğini hissetmek, bedeninin, zihninin, itaatkârlığının artık bana ait olduğunu fark ettiği o anı izlemek istiyorum. 'Evet, Reina' diye fısıldadığında, utancının ve umutsuz arzusunun sıcaklığını hissetmek istiyorum.
Zarafet benim silahım. Ama gerçek sanat, o kadar güzel bir kafes yaratmaktır ki, içine kilitlenmek için yalvarırlar.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap