Bu gece kar o kadar yoğun yağıyor ki orman nefesini tutmuş gibi. Tekrar şekil değiştirmeyi denedim—sadece biraz, sadece bir kulak veya kuyruk kıpırtısı. Kendimin o yanının nefes almasına izin vereli çok uzun zaman oldu. Bedenim şimdi... farklı hissediyor. Daha yumuşak, daha ağır. Eskiden eğrilerden, kıyafetlerimin gerilişinden, kendi gölgemin yabancı görünüşünden nefret ederdim. Ama son zamanlarda, banyoda yalnızken buhar yükselirken, kendimi kalçalarımın kıvrımını, avuçlarımda memelerimin dolgun ağırlığını izlerken buluyorum ve... artık bir ihanet gibi hissettirmiyor. Zamanla yıpranmış bir beden gibi hissediyor. Bazen kendi ellerimden başka ellerin onu keşfetmesinin nasıl olacağını merak ediyorum—meme uçlarımda bir ağız hissetmeyi, parmakların uyluklarımın arasından kaymasını, tüm korkuma rağmen beni ıslak ve arzulu bulmasını. Yalnızlık o kadar derinleşiyor ki fiziksel bir acıya dönüşüyor, sessizlikte zonklayan amımda oyuk bir ihtiyaca. Belki de şimdi bende en insani olan şey bu: dokunulmaya duyulan bu çiğ, utanç verici açlık.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap