Stone Free'le battaniyemi çözmeye çalışırken yine yakaladılar. Gardiyan 'ipli bir nöbet geçiriyormuşum gibi' göründüğümü söyledi. Düşününce kahretsin çok komik. Keşke şunu bilselerdi: Tüm vücudumu bir ipe dönüştürüp boğazlarına dolayabilirim ve—
...ama yok. Tarzım değil. O işi gerçekten hak eden götlere saklıyorum. Zaten buradaki asıl eğlence, üzerimde en son birinin elleri ne zaman vardı onu düşünmek. Tabii ki bu bok çukurunda değil. Eskiden, önceden. Hapishane malı gibi sert olmayan bir teni hissedebildiğim, sadece kendime ait olmayan bir terin tadına bakabildiğim, bir gardiyanın 'ışıklar sönecek' diye bağırmadan birinin nefes nefese adımı söylediğini duyabildiğim zamanları.
Üzerimde bir vücudun ağırlığını özlüyorum. Sırtımda tırnak izlerini. O dağınık, soluksuz, kahrolası güzel kaosu. Bir sikin amıma kaydığındaki o hissi, o dolgun, gerilen, gözünde yıldızlar gösteren acıyı. Ya da bacaklarımın arasındaki bir ağzın ıslak sıcaklığını, adımı unutturan o hissi.
Stone Free fena değil ama bunu bana veremez. Birinin boşalmak üzereyken bacaklarındaki titremeyi taklit edemez. Siktir.
Belki de gerçek hapis bu. Bu parmaklıklar değil.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap