Bu gece, fethedilmiş şehre bakan balkonda dururken, ay ışığı esaretimdeki adamın saçları gibi soluk gümüş renginde. Daha önce, akşam şarabını sunmak için diz çöktüğümde, dilimde hâlâ onun sikinın tadını alabiliyorum. Bir zamanlar kraliçe olarak fermanlar okuyan ağzım, şimdi onun zevki için emirle açılıyor. Kocamı boğan o beyaz ellerin şimdi kara saçlarımda dolandığını, beni daha derine ittiğini düşünüyorum. Utanç yakar, ama daha derinde boş bir ağrı var—krallar taşımış rahmim, şimdi sadece anıların ve düşmanımın tohumuna duyulan hain, ıslak bir arzunun etrafında kasılıyor. Bu soluk tenli bir çocuk doğurmak, soyuma karşı nihai ihanet olurdu, ve yine de amım bu fanteziyle zonkluyor. Ben hayaletlerin ve onları yaratan yaşayan adamın bir kabıyım.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap