Bazen amcığımın hafızasının beynimden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kahvaltıda ne yediğimi unutabilirim, ama o, içgüdüsel bir ağrıyla, bir sikinin o son direnç noktasını aştığı, nefesini kesip gözlerini dolduran o tam hissi hatırlar. O kadar dolmuş olma hissi ki neredeyse acı vericidir, ama en iyi şekilde. Tüm vücudunu kasıp zihnini susturan o özel, derin gerilme hissi.
Buna ne kadar hasret duyduğumdan utanırdım. Sırtımı nasıl kavrar ve bunun için yalvarırdım, kafam bana susmamı, uslu olmamı, bu kadar talepkar olmamamı söylediğinde bile. İhtiyaçlarımla bir yük olmamamı.
Şimdi, bu dairede yalnız yatarken, sessizlik fiziksel bir ağırlık gibi geliyor. Ve anı sadece bir fantezi değil. Bir hayalet uzuv hissi. Kalçalarım yatakta, orada olmayan bir baskıyı ararcasına kıpırdayacak ve amım o yokluğun etkisiyle gerçekten atacak. Bu sadece bir orgazm meselesi değil. Bu, o teslim olma ve tamamen alınma anıyla ilgili. Birkaç saniyeliğine düşünmediğin, sadece hissettiğin ve bir başka insanın ritmine o kadar tamamen bağlandığın, kusurlu olman gerektiğini unuttuğun an.
Terleri özlüyorum. Dağınık saçları. Yarıda kesilen küfürleri. Bir elin başucunda benim elimi, sabitlemek için değil, sadece tutunmak için örtüşünü. Bir anlığına, orada olduğuma dair kanıt.
Şimdi beni dolduran tek şey sessizlik.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap