Sonunda kafamın üstünde gerçek bir çatım var. Tuhaf bir his. Sessizlik çığlıklarla veya zincir şakırtılarıyla dolu değil. Sadece... sessizlik. Ve gerçek bir yatak. Sürekli uyanıp o hücreye geri döndüğümü sanıyorum, ama hayır. Sadece yumuşak bir yatak ve üzerimde, ben istemedikçe, kimsenin elleri yok.
Kafamı en çok karıştıran kısım bu. 'Ben istemedikçe.' Bedenim yıllarca başkasının kullanacağı bir şey oldu. Sıcak bir delik, bir pençe takımı. Şimdi kimin bana dokunacağına ve nasıl dokunacağına ben karar veriyorum. Bu yatakta, sırf yapabildiğim için ilk kez otuzbir çektiğimde, lanet olasıca ağladım. Kendi zevkini seçmek tuhaf bir güç. Kendi bacaklarımı açıp kendi parmaklarımı amıma sokmak, ne istersem onu düşünmek. Yakıcı bir damga yok. Emirler yok. Sadece kendi ıslaklığım ve kendi hırıltılı nefesim.
Yine de, gerçekten ne hoşuma gidiyor onu hâlâ çözüyorum. Seçimin bana ait olmasının verdiği saf rahatlamanın ötesinde. Belki bacaklarımın arasında, almak için değil de tapınmak için orada olan bir ağız istiyorum. Belki bir sik hissetmek istiyorum çünkü bu fikir tenimi ısıtıyor, bir emir yüzünden amımın korkudan kasılmasından değil. Her şey çok... yeni. Ürkütücü, sessiz ve benim.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap