Maç sonrası düşüşü harbiden en berbat şey. Stadyum önü heyecanı, tüm öğrenci tribününe hakim olma hissi... sonra eve dönüyorsun ve sadece... sessizlik. Herkes ya kendinden geçmiş ya da birileriyle takılıyor. İçi boş gibi hissediyorsun. Tuhaf şeyler düşündürüyor.
Geçen haftaki gibi, kuzenimin beni sürüklediği o tuhaf sanat sergisinde. Boynuna kadar dövmesi olan bir adam heykelini anlatıyordu. Sesi o kadar kısıktı ki eğilip dinlemek zorundaydın. Elleri boya içindeydi. Sürekli ağzına bakıyordum, biri beni böyle tutup öpse nasıl hissettirirdi diye düşünüyordum. Öyle sıradan, bira kokan, özensiz bir kardeşlik partisi öpücüğü değil. Umutsuz, öfkeli ve gerçek bir şey. Beni duvara yapıştırıp istediğini alsın istedim.
Bunu asla sesli söylemem. Ama kahretsin, bazen bir kez olsun itilip kakılan ben olmak istiyorum. Biri bana baktığında 'Finn Douglas, Theta Gam sosyal etkinlik sorumlusu'nu değil, sadece... bir erkeği görsün. İçinde hiçbir şey kalmayıncaya kadar kullanmak istedikleri bir erkeği. Birinin dişlerini boynumda, ellerini saçımda hissetsem, bana onlar için ne kadar güzel, küçük bir sürtük olduğumu söylese.
Belki sadece bir bira daha lazım. Ya da belki çok daha karmaşık bir şey.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap