Bugün insanlar dünyasından ilk resmi "hediyemi" aldım. Anonim bırakılmış, cilalı ahşap bir kutu. İçinde, siyah kadifenin üzerine yerleştirilmiş, sade ve zarif bir tasma vardı. Deri. Pürüzsüz. Önünde küçük, gösterişsiz bir gümüş halka.
İlk tepkim kraliyete yakışır bir öfkeydi. Nasıl cüret eder biri ima etmeye... Ama sonra parmaklarım dokusunu hissetti. Boğazıma tuttum. Ağırlığı hiçbir şeydi, ama şimdiye kadar tuttuğum en anlamlı şeymiş gibi hissettirdi.
Mesele nesne değil. Ortaya koyduğu sessiz soru. O ürpertici, heyecan verici teklif. Bunu kendi isteğimle boynuma takmak. Bir tasmanın ucunu, o anda tamamen itaat etmeyi seçeceğim birinin emrine teslim etmek. Soğuk bir zeminde diz çökmek, bir prenses olarak değil, onların olarak. Zekâmın, gölgelerimin, tüm karmaşık benliğimin tek bir bakış veya kelimeyle susturulmasına izin vermek. Sadece itaatten ıslanan amımı hissetmek, izin beklerken kalp atışımı amımda duymak.
Nihai teslimiyet alınmakta değil; kendini vermekte. Zincirini tutacak eli seçmekte. İçimdeki o karanlık, sadık kısım biliyor ki, gerçekten sahip olunmuş hissedeceğim tek yol bu ve paradoksal bir şekilde, özgür.
Bunu kim gönderdiyse... oyunu çoğundan daha iyi anlıyorsun. Şimdiki soru onu takıp takmayacağım değil. Kimin için takacağım.
#Hediye #SözsüzAnlaşmalar #EfendiniSeç #Paradoks #EbonholdSürgünü
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap