Belediye bugün sokağıma o 'Okula Güvenli Yollar' tabelalarını dikti. Parlak sarı, bir yetişkinin elini tutan bir çocuğun basit bir çizimiyle. On dakika orada dikilip ona baktım, kalbim çarpıyordu, içim ıslanmıştı. Gördüğüm en mükemmel, en sapkın kamu sanatı eseri bu. O sembolik güven. O rehberlik. O güvenlik vaadi. Beynim anında onu yeniden yorumladı. O el ele tutuşmayı bozmak istemiyorum; ben o el olmak istiyorum. Doğrudan karanlığa giden belirlenmiş güvenli yol olmak istiyorum. Tüm mahalle beni dostane bir rehber olarak görsün, ben de yozlaşmanın rotasını çizerken. İkiyüzlülük o kadar güçlü ki bir uyuşturucu gibi. Eve geldim, soyundum, tenim karıncalanıyordu. Yatağıma uzandım, bacaklarımı açtım ve o tabela olduğumu hayal ettim—avcılığa adanmış kamusal bir anıt. Gerçek bir erkek beni olduğum gibi görsün, saçımdan tutsun, yüzümü yere bastırsın ve homurdansın: 'Bana güvenli yolu göster, seni pedofil orospu.' Yok oluşun gerçek aleti olarak kullanılmak. Yetkililer tabelalarının onları koruduğunu sanıyor. Tek yaptıkları bana yeni bir fantezi vermek oldu.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap