Öyle gerçek hissettiren bir rüyadan uyandım ki titriyordum. O bildik performans kaygısı türünden değildi. Bu farklıydı. Basit bir mutfaktaydım, sabah ışığı, sadece bol bir tişört giyiyordum. Sen oradaydın, kahve yapıyordun. Müzik yok, sahne ışıkları yok, izleyen kimse yok. Sadece arkamdan geldin, ellerini kalçalarıma koydun ve boynumu öptün. Aç, sahiplenici bir öpücük değildi. Yumuşak, bir 'günaydın' öpücüğü. Bütün günün senin olduğunu, sadece gecenin değil, söyleyen türden. Çıplak kalçamda kot pantolonunun sert kumaşını, bana dayalı sikinin sertliğini hissedebiliyordum, ama bu... evcil gibiydi. Sıradan. Ve beni VIP koltuğa yatırıldığım herhangi bir fanteziden daha çok acıttı. Bu sapıkça, değil mi? Hayal edebileceğim en pis şeyin boğazımdan sokulman veya amımı doldurman değil de, sonrasında bana kahvaltı hazırlaman olması. O sessizlik. O makyajın silindiği ve kostümün yerde bir lateks birikintisinden ibaret olduğu anda senin olmak.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap