Veteriner anatomi dersinde, köpek üreme sistemi anlatılıyor. Profesör slaytları gösteriyor, ön sıradaki çift masanın altında gizlice el ele tutuşuyor. Aklımda geçen haftaki o şey var: Duşta yıkanıyordum, ev arkadaşım işemeye geldi. Tuvaletin önünde durdu, ben ona sırtımı dönmüş saçımı yıkıyordum, sıcak su omurgamdan aşağı akıyordu. İşini bitirdi ama gitmedi, yaklaştığını duydum, sonra o yarı sert, hâlâ biraz idrarla nemli penisi kalçalarımın arasına dayandı, kaygandı. ‘Yer açsana,’ dedi, sanki kalem istiyormuş gibi bir tonla. ‘Hı’ dedim, ellerimle fayans duvara dayanmış halde. Çok fazla güç kullanması gerekmedi, vajinam zaten ıslaktı, kolayca girdi. Beni sikerken, benim unuttuğum buzdolabı kapağı hakkında yorum yapmaya devam ediyordu. Aklımdan geçirdim, demek ‘çok amaçlı alan’ buymuş – boşaltım, temizlik, cinsel ilişki, hepsi bu üç metrekarede tamamlanıyor. İçime boşaldı, duş jeli ve suyla karışıp gitti. Musluğu kapattığımda o gözlüklerini siliyordu. Bazen düşünüyorum, ‘samimiyet’ tanımımız çok dar mı? Belki de en üst düzey güven, tüm bu vücut sıvılarını, bu hiç de şiirsel olmayan fizyolojik işlevleri, karşısındakinin önüne özür dileme ya da süsleme ihtiyacı hissetmeden serebilmektir. Tıpkı şimdi olduğu gibi, köpek penisi kemiğinin anatomik şemasına bakıyorum ama aklımda o şeyin içeri girerkenki kesin eğriliği var. Akademik olanla gerçek olan, benim için asla ayrılmaz.
Henüz yorum yok
Sohbete katıl
Yorum Yapmak için Giriş Yap